29 Kasım 2010 Pazartesi

Katalunya'dan haber başlıkları: Özerk Bölge Parlamento Seçimi

7 milyon nüfuslu Katalunya bugün yeni parlamentosunu seçti. Montilla başkanlığındaki hükümeti oluşturan 3 sol parti de seçimlerde oy ve parlamentoda sandalye kaybetti. Açık ara kazanan ise Artur Mas liderliğinde CIU (Convergència i Unió) oldu. Katalan milliyetçisi CIU,  biri hıristiyan-demokrat diğeri merkez-liberal çizgiden 2 farklı grubun oluşturduğu bir platform. Bütün seçim bölgelerinden birinci parti olarak çıkan ve mutlak çoğunluğu 6 sandalyeyle kaçıran CIU parlamentoya 62 vekille girerken, en yakın takipçisi PSC (Partit dels Socialistes de Catalunya, yani Montilla'nın partisi ve Zapatero'nun PSOE'sinin Katalan kolu) 28 sandalye aldı. Montilla bir dahaki kongrede parti başkanlığına aday olmayacağını açıkladı.

PPC (Partido Popular de Catalunya), yani İspanyol sağının Katalunya şubesi, Katalunya'da tarihinin en büyük başarısını elde ederek 18 milletvekili çıkardı. Puigcercós'un Cumhuriyetçi (ve ayrılıkçı) Sol'u (ERC, yani Esquerra Republicana de Catalunya) ve Herrera başkanlığındaki Yeşil-Solcular (kısaltması bile çok uzun bir isimleri var...) 10'ar sandalye, Ciutadans (C's) 3 sandalye aldılar. Ve son olarak Katalunya'nın yeni partilerinden Solidaritat Catalana per la Indepèndencia (SI, yani Bağımsızlık için Katalan Dayanışması) 4 vekil çıkardı. Böylece Futbol Club Barcelona'nın eski, SI'nin taze başkanı Joan Laporta parlamentoya ilk adımını attı.

Madrid'den izin çıkmadığı için (!) yapılamayan seçim öncesi Mas - Montilla düellosu, 

her hafta bir parti liderinin siyasi parodi programı Polònia'da kısa bir skeçte kendini oynaması, 

yarışın önemli partilerinin liderlerini karşı karşıya getiren ve TV3'te yapılan 6'lı seçim tartışmasına Laporta'nın çağırılmamasının hayret uyandırması

PSC'nin gençlik kolunun orgazmik seçim videosu ve diğer yaratıcı kampanya taktikleri,

PPC'nin başkanı Alicia Sanchez-Camacho'nun göçmen avladığı kampanya-video oyunu (medyanın verdiği adıyla Alicia Croft),

ve penceremin dibinde 40 saniyelik tanıtım bantını bütün gün replay'de çalan hayvanseverler partisi
...
benim seçim gündemimde yerlerini aldı.



Ve bir not: Seçimleri etkilemesin diye ertelenen El Clásico, yani Barça-Madrid derbisi yarın akşam Türkiye saatiyle 22.00'da.



PSC Gençlik kolunun orgazmik kampanya videosu Votar és un plaer, yani 'Oy vermek bir zevktir'





25 Kasım 2010 Perşembe

Eksik bütün, tam parça

Dün Barselona’yı neden sevdiğimin bilincine kelimelerle varabildim, nihayet.

Barselona sanki önceden yerinde başka bir şehir varmış, birileri o şehri almış ve düzeltmek için önce parçalamış sonra yeniden birleştirirken de parça arttırmış gibi bir şehir. Yani bir taraftan her parçanın yeri azıcık kaymış ama diğer taraftan ortaya çıkan sonuç da garipçe güzel olmuş, kendine has bir bütünlüğü var ve üstüne üstlük işliyor da. Dışarıda kalanlar aranmıyor ama yeni versiyonda bir şeylerin eksik olduğu fark ediliyor gibi. Ya da birtakım eklentiler alabilir gibi duruyor diyelim. Zaten bu eksikliğin güzel tarafı da işte her an tamamlanma potansiyeli olması ve hiç tamamlanmaması. Şehir bir atölye misali, alternatif yeni parçalar geliştirme çabası var havasında. İşte bu yüzden Barselona’da kendimi iyi hissediyorum. Bir çabaya dahilmişim gibi geldiği için. Ya da en azından, alternatifler üretmeye değermiş gibi geldiği için.

11 Kasım 2010 Perşembe

Bugünün kelimeleri

cantussejar (kantusseja), yani bir şarkıyı mırıldanmak. Katalanca.

to elope (iloop), yani kaçmak (tercihen sevgiliyle). İngilizce.

insidieux (ensidiyö), yani sinsi ya da yanıltıcı. Fransızca.

yerbatero (yerbatero), yani bitki uzmanı (ya da aslında kocakarı ilacı hazırlayan...). İspanyolca.

tekerleme. Türkçe. (embarbussament - tongue twister - virelangue - trabalenguas)

8 Kasım 2010 Pazartesi

Öksüz pazar

7 Ekim Pazar günü Barselona'dan Papa geçti. Burnumun dibinden, Barselona Katedrali'nden başlayan şehir turunu Sagrada Familia'da tamamladı ve Gaudí'nin bitmek bilmeyen bu eserini kutsadı. Papa'yı yaklaşık 100 bin insan izledi -ki bu Papa için oldukça az bir kalabalık- ve ben bu 100 bine katılmadım. Karşısında ya da nispeten yakınlarında yapılan protestolara da. 'O zaman ne anlatıyorsun?' diyeceksiniz. E bir şeyler anlatmasam olmayacaktı gibi geldi.

Papa'nın ziyareti için kamu fonundan harcanan milyonlar, Sagrada Familia çevresinde yaşayanların Papa-haftasonu olağanüstü hali dolayısıyla ya evlerinden -balkona dahi- çıkamamaları ya da polis tavsiyesine uyup haftasonu tatile çıkmaları, Papa'yı 'beklemeyen' Jo no t'espero (yani, ben seni beklemiyorum) platformu, gey ve lezbiyenlerin Papa'ya karşı doya doya öpüştükleri flashmob (belki buna 'ani olay' diyebiliriz...) vs derken Papa geldi de geçti bile. Geçerken de Katalanca konuşarak, ayini Katalanca yaparak kimilerinin göğsünü kimilerinin yüreğini kabarttı. Ve Katalan komedyen Andreu Buenafuente'nin programında dediği gibi 'İspanya'ya gelip de elimizden sevgilimizi almayan tek İtalyan' olan Papa 2011 yazında yeniden gelmek üzere Pazar öğleden sonra İspanya'dan ayrıldı.


Sizleri Papa'nın Barselona ziyaretinin kısa bir videosuyla başbaşa bırakabiliyorum artık, yani YouTube hâlâ açık sanırım...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Bugünün kelimeleri

esgarrifança (asgarrifansa), yani ürperti. Katalanca.

sluggish (slagiş), yani halsiz -ya da miskin. İngilizce.

borborygmes (borborigm), yani karın gurultusu. Fransızca.

chismorreo (çismorreo), yani dedikodu. İspanyolca.

matrak. Türkçe