28 Ekim 2010 Perşembe

Kestane, gürgen, palamut...

Barselona'da geceler daha uzun, daha soğuk artık. Ve karanlık akşam vakitlerinde bir kestanecinin yanından geçmek kadar iç gıdıklayan, yürek ısıtan bir şey yok... Tabii aynı zamanda bu kestaneler dilinizi olduğu kadar cebinizi de yakabilirler. O yüzden kestane kiosklarının yanından deriiiin bir nefes alıp, depolayıp, yola devam etmekte fayda var çoğu zaman.

Kestane mevsimi içinde bir de kestane günü var burada: castañada. Yarın, yani 29 Ekim, burada kestane günü. Katalanca dersine gittiğim Escola Oficial'de bütün sınıflar toplaşıp kestane ikram edicez birbirimize. Gerçi tam olarak nasıl bir etkinlik olacağını henüz kestiremiyorum. İzlenimlerimi daha sonra paylaşacağım sizlerle.

Bir yandan yanık kestane kokarken sokaklar, diğer taraftan da fırınları panellets (panayyets) basmış durumda bu arada. Limonlu, çilekli, fıstıklı, çikolata kaplı... rengârenk badem ezmesi topları tepsi tepsi uzanmakta. Fakat bu ufak toplar da hayli ağır çekiyorlar, kestaneler gibi. Şurada panellets hakkında daha detaylı bilgi vermiştim.

Sezonun bir diğer favorisi de mantar (katalanca bolet, bulet okunuyor). Aslında burada başlı başına bir gönderiyi hak edecek kadar 'katalan' bir besin öğesi mantar. İtiraf etmeliyim ki katalanların mantar takıntısını henüz anlayabilmiş değilim. Ulusal kanalda (yani TV3'de) 'Mantar Avciları' diye mantar toplama yarışması ve tüyoları programı yapacak kadar ulusal bir besin bu. Ve bu program Dallas gibi uzun soluklu bir fenomen... Hatta her sene katalan televizyonlarının farklı bir ünlüsü sunuyor Caçador de bolets'i. Belki de bütün bu mantar çılgınlığı bana da bulaştığındandır, ben de son zamanlarda mantar çorbası, fırında mantar, mantarlı tavuk gibi tarifleri sık sık yapmaya başladım.

Keyifli anların ve tatların mantar gibi türediği günler dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder