5 Ekim 2010 Salı

gülden papatyaya

Bloğa başlarken cinsellik konusunu gündeme alacağım aklıma gelmemişti hiç. Hatta aslında cinselliğin benim için kendi bloğumda yazmayı tercih etmeyeceğim kadar kişisel bir konu olduğunu düşünmüşlüğüm oldu başlangıçtan bu yana. Ne var ki (memleket gündemini gazetelerin elektronik kopyalarından ve televizyon kanallarının program arşivlerinden takip etmemden kaynaklanan bir büyüteç etkisiyle belki de) Fatmagül konusu artık neredeyse gözümü yerinden çıkardığı ve benim de bu konuda söyleyecek bir iki düşüncem olduğu için kendimi tutamadım. Yine de yazının sonuna geldiğinizde muhtemelen her şeyi pek havada, her lafımı pek yüzeysel, pek suya sabuna dokunmaz bulacaksınız. Diyorum ya, yazmayı düşünmediğim ve hala yazmak istediğimden pek emin olmadığım bir konu bu...

Amerika'yı yeniden keşfetmek gibi olacak ama, cinselliğiyle nasıl bir küsmüş ise hala barışamamış bir toplumuz bence. Ancak, aksaklık Fatmagül'e tecavüz sahnesi ya da bu sahnenin televizyonda yer alması değil. Mesele görünürde bu kadar ulu orta konuştuğumuz şu konuyu aslında ne kadar 'dedikodu'-vari, ne kadar 'duydun mu?'ca tartışmakta olduğumuz. Zaten Fatmagül meselesi hakkında bu kadar çok konuşulmasının sebebi de aslında (çoğu yerde) dedikodu yapılmakta olması değil mi? Yoksa bu kadar 'reyting'i olur muydu bu meselenin? Bu güne kadar oldu mu mesela? Gerçek vakalar ne derece irdelendi toplum bilincini geliştirmeye yönelik programlarda? Kadının cinsel hakları, erkeğin cinsel hakları, doğru bir cinselliğin temel şartları hangi -var olmayan- cinsellik programında tartışıldı, prime time'da? Cinsellik deyince sizin aklınıza medyada ilk hangi isim geliyor mesela? ... Değil mi?

Fatmagül'ün tecavüz vakası Fatmagül suretinde 'kadın'ı (özellikle Türk kadınını) sürekli bir tecavüze mahkum eder bir üslupla tartışılıyor bence. Ve bunu 'erkekler' diye genellenen bir grup yapmıyor bana kalırsa. Bunu hepimiz yapıyoruz; bunu bizim toplumsal bilincimiz yapıyor. Belki her cinsin gözünde sahnenin renkleri farklı olabilir. Ya da fon müziği. Ki bence burada cinsiyetten çok kişide bitiyor iş. Ama önemli olan oyuncuların ve oyunun hep aynı olması ve tek bir sahnenin saplantı haline gelmiş olması. Sanki bir dili -ki cinsellik de bir dil değil mi zaten?- yanlış öğrenmişiz de artık hiç doğru konuşamayacakmışız gibi. Aslında belki de gerçekten mesele buradadır; belki de anadilimizi konuşmayı -hepimiz- öğrendiğimiz gün vücutlarımızı konuşturmayı (ve anlaştırmayı) da çok doğal bir şekilde öğrenmiş olacağız.

Ama (Fransızların dediği gibi) bu bambaşka bir hikaye...

1 yorum:

  1. Cinsellikle ilgili aklıma gelen ilk isim (tek isim) Haydar Dümen :)
    Toplumca cinselliğe küstüğümüz yok, ama tabulaştırmadan dolayı, kapalı kapılar ardında sapkınlık şeklinde yaşamak var çokça. Bir de insanlarımız şunu anlamıyor ya da kabullenmek istemiyor bence, ergenlik itibariyle fiziksel bir ihtiyaç haline gelen cinsellik, erkekler bu özel olayı paylaşacak kadınlara ulaşmada engellerke karşılaşırsa, o engeller sağlıksız yollardan illa ki aşılacaktır. Bu durum kabullenildiğinde sanırım daha "sağlıklı" bir toplum oluruz. aksi taktirde daha hem pedofili hem de zoofili erkekler var olmaya devam edecektir...

    YanıtlaSil