29 Eylül 2010 Çarşamba

Grevden notlar


Bugün (29.09.2010) İspanya'da genel grev vardı. Grevin nedenleriyle ilgili olarak şu kısa yazıya göz atabilirsiniz.

Ben size bugüne dair genel ve tamamen kişisel izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Sabah 7.30'da penceremin dibinde birbirine 'Sen PP'cisiiiiiiin' (yani sağcı/ aslında sen faşistsin demek istiyormuş da sanki cesaret edemiyormuş izlenimi uyandırdı bende), 'Seni anarşiiiist' diye bağırmakta olan iki adamın kavgasıyla uyandım. Henüz sersemliğimi atamamıştım ki bu sefer de düdükleri, vuvuzelaları ile genç bir grup salına salına geçti evin önünden.

Bilgisayarı açıp yerel ve ulusal basından bir miktar grev haberi okudum daha sonra. Dün gece yarısı itibariyle önce çöp toplama durdu; sonra pazar yerlerine ve hallerine mal aktarımı ve canlı radyo-televizyon yayınları. Çalışmaya çalışanları greve katılmaya çağırmakla görevli 'piquetes' denen öncü grev grubunun faaliyeti de o saatlerde başladı.

Gazetelere göz attıktan ve kahvaltı ettikten sonra ben de sokağa çıkmaya karar verdim. Katalanca hocam da grevde olduğundan bugünkü dersimin iptal olmasını fırsat bilerek hem o saatlerde biraz dolanayım hem de biraz spor yapayım diye. Sokaklarda bir 'normal ahalisi tarafından terk edilmişlik' havası sezdim. Geceden çöpler toplanmadığı için inceden bir çöp kokusu, yavaş yavaş toparlanan göstericilerin düdükleri, Katalunya bayrakları (senyera), yerleri adım adım kaplamakta olan grev bildirileri... Bir de daha önce bir arada görmediğim kadar polis.

Bir iki gün öncesinden işgali (okupa) başlayan Banco Español de Crédito (Katalunya Meydanı'nda rant ve spekülasyon dalgası sonrası boş kalmış bir koca bina) önündeki pankart ve insan kalabalığı hariç aslında sokaklar oldukça boş görünüyordu. Polis arabaları ana yolları kesmiş, göstericilerle karşılaşmayı bekler gibiydiler. Dükkanların çoğu, restoranlar ve kafelerin hepsi açıktı. Kafenin birinden çöpleri atmaya çıkan garson kızla yoldan geçen iki grevci genç arasında kavgasız kısa bir tartışma oldu. Ben de pek bir şey olmayacağına, bugünün de bir tatil günü havasında devam edeceğine, kimsenin soğukkanlılığını yitirmeyeceğine kanaat getirip spor salonuna gittim. Ve o zaman başladım yeniden işkillenmeye.




Katalunya Meydanı'ndaki işgal edilen eski banka binası

Binanın boşaltılması sırasında yaşananları izleyin.

Spor salonunun kepenkleri inik olduğundan tam geri dönecektim ki kapıdan birisi 'Açığız, açığız, buyrun' dedi. Yanından geçip içeri girerken bir başkasına 'Göstericiler buradan geçerlerse hazırlıklı olmak lazım...' dediğini duydum. İki adım önce sanki polis önü maratonu koşmaya hazırlanıyormuş gibi -ki aralarında da böyle şakalaşıyorlardı- ısınma-gerdirme haraketleri yapan bir iki genç gördüğümü de ekleyeyim. Spor salonunda her şey her günkü gibiydi. Camların tamamen bantlanmış ve kepenklerin sımsıkı indirilmiş olması hariç. Çıkışta geldiğim yollardan geri dönerken yürüyüşün başlamış olduğunu fark ettim, uzaklarda bir yerlerde. Şöyle bir bilgi vereyim, eve dönüş yolum Barselona'nın kalbi diyebileceğimiz bir rotadan geçiyor: Passeig de Gràcia, Plaça Catalunya, tabii Plaça Universitat'ın gürültüsü bu meydana kadar geliyor, ve ardından Portal de l'Àngel, ki oraya da Via Laietana'nın gürültüsü geliyor. Yani aslında her yerin gürültüsünü duyup hiçbirinin kaynağında değildim. Bir süre...

Dönüş yolunda ayrıca gözüme çarpan, göstericilerle yüz yüze gelmelerini beklediğim polislerin şimdilik alışveriş merkezlerini korumakta olduğuydu. Zira açık alışveriş merkezleri ve dükkanlar hem göstericilerin tepkisini hem de yağmacıların ilgisini çekiyordu bugün. Vitrinleri kırılan ya da boyaya tutulan, bir iki malları çalınan yerler oldu. Kepenkleri kapalı olanlar da yarın rengarenk ya da bol yazılı kepenklerle başlayacaklar güne.

Sonuç olarak, problemsiz ve gayet sakin evime kadar yürüdüm. Yine haberlere baktım biraz. Yavaş yavaş araba yakma, polisle çatışma vb olayların haberleri çıkmaya başlamıştı gazetede. Ama asıl olaylar ben yemek yaparken başladı.

Portal de l'Àngel'de polis vandalların peşinde, halk kendi deminde



Oldukça kalabalık ve genç, ve maskeli bir grup Katedral tarafından gelip bizim evin önünde toplanmaya başladı ve önce sokaktaki dev saksıları çekerek barikatımsı bir şey kurmaya çalıştılar. Bol bol cam şişe patlattılar duvarlarda. Bir arabayı hafif salladılar. Düdükler zaten artık alıştığımız bir sesti. Ve polisler bizim sokağa akın etti. Polis sireninin duyulmasıyla grup bir anda ikiye ayrılıp eridi. Tam karşımda belediyenin bir binası var, resmi bir daire. Polisler iki taraflı olarak sokağı kapatıp binanın kapısını da korumaya aldıktan sonra bir miktar gençleri aradılar. Sonra tehlike olmadığına karar verip çoğu çekildi. Tüm bunlar olurken bir sürü olay harici insan da fotoğraf makinelerine sarılmıştı. Ve de helikopterler bizim sokağın üstünden geçip duruyordu.

Penceremden

Gergin anları izleyen meraklı kalabalık



Sonuçta bir iki vitrin hasarı, duvar yazıları, patlatılan ve saçılan çöp torbaları haricinde fazla bir olay olmadı burada. Ama sanırım asıl yürüyüşün, yani grevi ciddeye alan çalışanların ve sendikaların yürüyüşünün Via Laietana'dan denize inen kısmı istenmeyen bir şekilde bir miktar olaylı geçti.

Katılım oranıyla ilgili her kafadan bir ses çıksa da grevin hayatı felç edemediği bir gerçek. Ayrıca yasa hazırlanırken hiçbir şey yapmayıp yürürlüğe girdikten sonra sokaklara dökülenlere tepkiler de mevcut. Yani grev İspanya'yı biraz böldü. Diktatörlük öncesi sağ-sol kavgalarına atıflar sokaklarda çıkan kavgalarda bol bol duyuldu.

İspanya 7 yıl aradan sonraki bu ilk genel grevinden kafası karışık çıktı.

2 yorum:

  1. Ya düşün ben merkeze ne kadar uzak oturuyorum, ona rağmen sabah "Capitalisme" sesleriyle uyandım bir grup grevcinin. Merkez daha feciymiş. Ama bu katalanlar da en anarşist topluluk yahu İspanya içersindeki. Ev arkadaşım da dedi ki millet zara ve levis mağazalarını talan etmiş. ayıp yanii. grev bahane olmuş resmen...

    YanıtlaSil
  2. http://www.facebook.com/album.php?aid=235065&id=669161172&l=feacc7eb5b

    YanıtlaSil