4 Eylül 2010 Cumartesi

Ce-e! (2)

(Not: Lütfen önce Ce-e! başlıklı yazıya göz atın.)


Gerekçeler arasında kaybolmamak ve önemli gerekçeleri atlamamak için önce hepsini numaralandırmak istiyorum:

1. Mevcut düzenlemelere göre Katalan üniversitelerinde yer alan akademisyenlerin pasif bir Katalanca bilgisi göstermeleri, yani kendini Katalanca ifade etmeyi seçen öğrenci ve meslektaşlarını anlayacak kadar Katalanca bilmeleri yeterli görülüyor. Dersleri İspanyolca ya da Katalanca vermek tercihi ise hocaya bırakılıyor. Bunun temel sebebi iki resmi dili olan bir bölgede, bunlardan birine pozitif ya da negatif ayrımcılık yapılamayacak olması. Üniversitelerin iç tüzüklerinde de bu durum belirtilmiş; üniversitenin 'kendi dili' Katalanca olmasına rağmen üniversite içerisindeki herkesin İspanyolca ve Katalanca resmi dillerinden dilediğini seçme hakkı olduğu açıkça yazılmış.

Yeni kararname ile yukarıdakinin tersine aktif bir Katalanca bilgisi zorunluluğu getiriyor. Ancak bu noktada şunu belirtmeliyim ki derslerin Katalanca verilmesi zorunluluğunu getirip getirmediği konusunda bir bilgim yok; çünkü henüz onaylanmayan kararnameye ulaşamadım -ki sanırım böyle bir zorunluluk getirmiyor kararname. Ve bu hayati bir fark yaratır tabii ki. Ancak böyle bir zorunluluk getirmiyorsa kararnamenin herhangi bir haksızlık yaratmadığını düşündüğünüz noktada diğer gerekçeler giriyor devreye.

2. En sık dile getirilen gerekçelerden biri kararnamenin aşırı milliyetçi ve Madrid'le (özellikle de kısa süre önce Katalan Anayasası'nı biçen İspanyol Anayasa Mahkemesi'yle) inatlaşan dar bir zihniyetin meyvesi olduğu. Katalancayı savunmak söz konusu olduğunda iki yaklaşımdan bahsedilebilir. İsminden sanılabileceğin aksine, kendini Katalan milliyetçisi olmamakla tanımlayan, Katalan olmakla Katalanist olmayı birbirinden ayıran Ciutadans de Catalunya platformunun başkanı Albert Rivera'nın geçtiğimiz 31 Ağustos'ta TV3'e verdiği bir röportajdan yola çıkarsak: Katalancayı kullanmaya zorlamak ve kullanmayanları cezalandırmakla (tabelası Katalanca olmayan dükkanlar, Katalanca menü bulundurmayan restoranlar, müşterisiyle Katalanca -da- ilgilenemeyen işyerleri para cezası alıyor), Katalanca kullanımını özendirmek arasında çok önemli bir fark var. Riera'ya göre yasakçı ve zorlayıcı zihniyetin yöntemleri Franco döneminde diktatörlüğün Katalancaya yaptığı zulümden bir farkı yok. Yani bir 'onların seviyesine inmeyelim'vari uyarı. Yasakların er geç geri tepeceğini sanırım bu satırları okuyanlara benim açıklamama ne gerek var ne de böyle bir şey haddime düşer.

Kısacası Riera, bu kararnameyi yasakçıların kararnamesi olarak görüyor ve C diplomasının 'bir zorunluluk değil; bir fazilet' olması gerektiğini savunuyor. Ayrıca biraz da provokatif bir tonda ekliyor ki akademisyenlerinden bu diplomayı isteyen hükümetin ve meclisin pek çok üyesi -Katalan Başkanı Montilla dahil- şu anda C diploması alabilecek kadar Katalanca bilmiyor. Bir kısmı ana dili olmasına rağmen ilk ve orta eğitimini Katalanca almadığından bir kısmı da Katalancayı toptan sonradan öğrendiğinden.

3. Katalunya basınında dile gelen anti-kararname gerekçelerden size aktaracağım sonuncusu ise yabancı akademisyenlere odaklanıyor. Çok basitleştirilmiş bir haliyle temel soru şu: 'Katalunya üniversitelerinde ders vermek isteyen, kendi alanlarında çığır açmakta olan, ama sadece İngilizce, Fransızca ya da İtalyanca -ya da İspanyolca- bilen, dolayısıyla öğrencisiyle Katalanca iletişim kuramayacak olan hocalara sırtımızı mı çevireceğiz? Bu dünyaya at gözlükleriyle bakmaya benzemez mi?'

Diyeceksiniz ki:
a. Şu ana anlattığın kadarıyla bu hocaların derslerini Katalanca yapmaları gerekmeyecek. Doğru, ama 'Öğrenci Hakları' prensibi doğrultusunda Katalanca soru soran, ödev teslim eden öğrencilerine dönüp de 'Katalanca anlamıyorum' deme hakları olmayacak. Halihazırda Katalanca verdikleri ödevler, sundukları projeler, sordukları sorular geri çevirilip İspanyolca'ya dönmeleri istenen öğrencilerin Katalanca bilmeyen hocalarını şikayet etme hakları var. Yeni standartlara göre hem hocaların hem öğrencilerin İspanyolca ve Katalanca haricinde en az bir dili daha bilmeleri gerekecek. Peki bu hak ve bu ödev birbiriyle nasıl orantılandırılacak?
b. Kararnameye göre yabancı hocalar sadece kalıcı olmaya karar verdiklerinde Katalanca öğrenmek zorunda olacaklar. Tamam, peki ya kendi alanındaki  dehasıyla gittiği yeri sallayabilecek bir ismin dile hiç kabiliyeti yoksa? Ya da İspanya'ya gelmişken Katalanca yerine İspanyolca öğrenmek isterse? Ayrıca Katalanca öğrenmeye karar verdi diyelim; kararnameye göre ne kadar zamanı olacak?

Ters bir örnek olarak, Columbia Üniversitesi'nde ders veren ve ayrıca Barselona'da Pompeu Fabra Üniversitesi'nde de dersleri olan Katalan Ekonomi profesörü Xavier Sala i Martin Katalanca sınavına girmesi şart koşulursa Pompeu Fabra'yı bırakacağını açıkladı ( La Vanguardia, 31/08/2010). Ayrıca Amerika'da kendisinden henüz bir İngilizce diploması istenmediğini (ki bu da bana garip geldi) ve daha Montilla'nın bile bu seviyede bir Katalanca'nın hakkını veremediğini hatırlattı.

Kısacası bu son gerekçenin özünde yabancı akademisyenleri kaçırarak entelektüel ilerlemeye önemli bir darbe indirilmesi korkusu yatıyor. Zorunluluk yerine yabancı akademisyenleri Katalanca öğrenmeye özendirecek bir yöntem bulunması tercih ediliyor.


Katalancayı geliştirmek ve savunmakla, İspanyolcanın alehine Katalancayı şart koşmak arasındaki ince çizgide gidip gelinen bu konunun bize dokunmasını gerektiğim nokta ise bence eğitim dilini düşünme refleksi. Ana dilde eğitim ya da yabancı dilde üniversite eğitimi gibi konularda ne kadar derinlemesine düşünüyoruz? Ya da bu konularda hükümet politikasını ne kadar biliyor, ne kadar tartışıyoruz? Bu konulardaki uygulamaların olumlu ve olumsuz sonuçlarını, aracın amaca uygunluğunu ne kadar sorguluyoruz? Şuna karşıyım, buna katılıyorum demiyorum. Başka bir yazıda onu da demeyi düşünüyorum. Şu anda sorduğum eğitimde dil meselesinin, dil faktörünün eğitim kalitesine, toplum bilincine etkisinin gerektiği kadar tartışılıp tartışılmadığı.

Kararnameye dönersek, metni okumadığım için -şu an bir referandum olsa ve ben oy kullanabiliyor olsam, ve evet ya da hayır demem gerekse, mesela- kesin bir yargıda bulunamam. Yalnız okuduğum ve dinlediğim kadarıyla kararnameyi hazırlayan tarafın karşı çıkan tarafa kulaklarını kapattığı ve kapalı bir biçimde de olsa anti-katalan ya da kötü-katalan olmakla suçladığını söyleyebilirim. Kararnameye karşı çıkan tarafın ise haklı kaygıları olduğunu düşünüyorum. Bir akademisyenin ders vereceği dili bildiğini belgelemesi gerektiğini düşünüyorum; ama aynı zamanda -belli kurallar çerçevesinde- hangi dilde ders vereceğini seçme hakkının olması gerektiğini de. Çünkü bilgi ve beceri aktarımının yetkin bir biçimde gerçekleşebilmesinde bilginin ağırlığı kadar içinde taşındığı dilin onu kullanan tarafından kaldırılıp kaldırılamadığının önemli olduğuna inanıyorum. Ve de bu konunun çok uzun olduğuna...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder