27 Eylül 2010 Pazartesi

Barcelona, My Funky Town

Aslında bu yazının 'Bir Mercè daha geride kaldı' ya da 'Barselona'da 3. Mercè'min ardından' benzeri bir başlığı olmalıydı. Ne var ki bu sene Mercè benim için o kadar keyfe keder başladı, öyle fon müziği gibi geçti ve fakat o derece tadına doyulmaz bitti ki, yazının da başlığına çıkmayı değil de içine işlemeyi daha çok hak etti sanki.

Festa major (katalanca) ya da Fiesta mayor (ispanyolca) olgusundan bahsettim mi daha önce, hatırlamıyorum. Kısaca, Katalunya'da -ki İspanya genelinde de- hem her şehrin -genel- hem de her mahallenin -özel- bir Festa major'u yani 'Büyük bayram'ı var. Mahalle bayramları hakkında, Barselona'da toplam 30 tane mahalle bayramı olduğunu ve her birinin yılın aşağı yukarı bir -yani farklı bir- haftasını doldurduğunu söylemekle yetineyim. Barselona şehrinin büyük bayramının tarihi ise belli: 24 Eylül. Bu tarih ayrıca şehir genelinde resmi tatil. Ve adı da: La Mercè.

La Mercè ya da sadece Mercè (Marse) Azize Meryem'in -katalanca- adlarından biri. Bayramın adı da Meryem Ana'nın 1218'de Barselonalı bir din adamına görünmesinden geliyor. Bu arada ben de arkadaşlarım arasında 'Bu sene Mercè'nin görünmesinin 1200. yılıymış!' diye konuşurken, katalanca dinlediğim bu bilgiyi ilk seferinde aslında ne ayıp yerinden anladığımı şimdi fark ediyorum. Okuyorlarsa beni ayıplayabilirler =)

Mercè'nin görünme sebebi de efendim bizim tarihimize bir ucundan dokunabilir istersek, zira kendisi bahsettiğimiz din adamına o zamanlar İber yarımadasında güçlü olan müslümanların elinde esir kalmış hıristiyanları kurtarmak için bir mezhep kurmasını söylüyor. Kral Jaume 1e (Cauma prime) ve Barselona Katedrali'nin onayıyla Mercederia mezhebini kuruyorlar.

Bugüne hızlıca dönersek, Mercè her sene Barselona ahalisinin ve turistinin kendini sokağa attığı bir bayrama dönüşmüş durumda. Şenlikler genelde 24'ünün bir-iki gün öncesinden başlayıp bir-iki gün sonrasında bitecek şekilde aşağı yukarı bir haftayı kapsıyor. Bu şenliklere paralel BAM (Barcelona Acció Musical) müzik festivali de yapılıyor ki bu sene Goldfrapp, Belle&Sebastian vb yolları gözlenen isimler vardı programında. Ayrıca her sene Mercè'nin davetlisi bir şehir, ülke ya da coğrafya oluyor. Bu yıl Dakar ağırlıklı programda geçen yılın onur konuğu İstanbul idi örneğin. Barselona'nın en katalan meydanı Plaça Sant Jaume'da 'Pırasssssaaaaaaaaa!' diye bağıran bir toplulukta da bulunmuş olmanın absürd hazzını yaşadık geçen yıl Baba Zula konserinde.

Bunun haricinde hızlıca şu detayları da aktarayım: her yıl Mercè'nin afiş tasarımı yarışması, Mercè fotoğraf yarışması, geleneksel Mercè dayanışma maratonu (geliri yardım kurumlarına bağışlanan bir koşu), Mercè'nin en güzel havai fişek gösterisi yarışması gibi onlarca 'Mercè bahane'-aktivite şenliklerin neredeyse bir ay öncesinden başlamasını sağlıyor. Biraz da insanın kafasını şişiriyor gerçi...

Sonuç olarak, Mercè haftası boyunca her gece şehrin en önemli meydanlarında ard arda konserler, şehir tiyatroları genelinde baş döndüren bir oyun trafiği, gün içinde takip etmekte zorlandığınız geleneksel Gegants geçitleri ve Castellers gösterileri, dans ve ritm atölyeleri vb vb vb.................. sayısız aktivite oluyor. İstanbul Uluslararası Film Festival'inin kitapçığı çıktığında arkadaşlar oturup herhangi bir sınava çalıştığımızdan neredeyse daha çok ve kesinlikle daha iştahla çalışır, kitapçığı eskitirdik film listemizi yapana kadar. Mercè kitapçığı da öyle bir mesai isteyebilir...

Eğer siz o kadar hevesliyseniz, isteyebilir tabii. Ancak bu yıl benim hiç içimden gelmedi. Bir Goldfrapp'ı görmek istiyordum; onu da kaçırdım. Ama kendimi arkadaşlarımın güvenli ellerine bıraktım ve aklımda olmayan başka konserlere ve gösterilere gidip pek eğlendim =) Gerçi kalabalıklar bazen nefes almayı ve gruptan ayrılmamayı zorlaştırıyordu. Ama diğer yandan artık yavaş yavaş serinleyen Barselona gecelerinde hala askılılar ve sandaletlerle durmayı da sağlıyordu. Kalabalık içinde ve dışında hava sıcaklığında 3-5 derece fark olduğunu düşünürseniz.

Eh, iyi ki Mercè başlığı atmamışım...

Sadede gelelim. Mercè her sene bir piromusical yani müzik eşliğinde havai fişek gösterisiyle kapanıyor. Her yıl Montjuïc'deki (Moncuik) MNAC yani Katalan Ulusal Sanat Müzesi'nden Plaça Espanya'ya uzanan Maria Cristina Caddesi'ni dolduran kalabalık yarım saat boyunca bir MNAC'ın önündeki Sihirli Havuz'da (Font Màgic) yapılan ışıklı su oyunlarına bir gökyüzündeki renk renk, biçim biçim patlayan havai fişeklere bakarak uğurluyor Mercè'yi. Ve bu renkli müzikalin her yıl farklı bir teması oluyor. Örneğin iki yıl önceki piromüzikalin teması 'Jenerik'ti. Beynimize kazınmış jenerik müzikleri potporisi eşliğinde izlemiştik gökyüzündeki alevleri. Yalnız gösteriye ulaşmaya çalışırken metroda mahsur kalmıştık kısa bir süre. İşte o yüzden pek hevesli değildim bu yılki piromüzikale gitmeye. Bir de başım 3 gün üst üste festival sabahlamaları yaşamanın ağır ağrılarını çekerken. Ama sonra fikrimi değiştirdim. Bunda biraz bu yılın temasının da etkisi oldu: Cover ya da uyarlama.

Bu yıl yarım saatimizi ard arda gelen hit parçaları 'ooooooo' diye, katalanca versiyonlarını 'aaaaaaaaaa' diye karşılayarak geçirdik. Arada bir iki farklı dilde uyarlama duyunca bir de Türkçe bekledik ama kulağımız boş döndük. Yine de Satisfaction, We will rock you, Funky Town, Imagine, I'm a believer, Girls just want to have fun gibi şarkılarla bu yılki Mercè kapanışının tadına doyum olmadı. Aşağıda TV3'in Piromusical yayınını izleyebilirsiniz. (Fakat sayfadan taşmasını engelleyemiyorum; teknolojik beceriksizliğim) İşte ben o kalabalığın içinde bir yerlerde, hem arkalarda hem de -bir süre- iki katım boyunda bir gencin arkasında izledim gösteriyi ve yine de çok zevk aldım.






Barselona'da olmaktan, orada arkadaşlarımla olmaktan, yılların beni sürükleyip bıraktığı yerden, yıllar öncesine kadar adını bile duymadığım bir dili öğrenmekten, iki yıldır beni sürekli silkeleyerek kafamda bazı şeylerin nihayet yerine oturmasını sağlayan bu şehrin bir 'sakin'i olmaktan,

ve benzeri birçoklarından,

ne kadar memnun olduğumu fark ettim. Mercè bahane.

1 yorum:

  1. Eh bu yazının sonuna Ne Mutlu Barselonalıyım Diyene yazmak düşer bana sadece... Piromusical'i 3. sefer yine kaçırdım. 3 günün yorgunluğuna yenik düştüm. Ve bu sene anladım ki Babazulasız bir Merce'nin tadı damağımızda kalmıyormuş... Seneye bir Türk grup yollasınlar Merce'ye söyleyelim de yetkililere...:)

    YanıtlaSil