4 Haziran 2010 Cuma

Yeni bir ülke bulamazsın

Başka yazılar var; taslak olmuş bekleyen. Ama bu sabah öyle ağır basssssssssssstı ki şu sıkıntı, hemen paylaşmadan edemem.

Yurtdışında yaşayan Türk yaşıtlarıma, özellikle de yakın çevremdekilere bakıyorum. Herhalde hiçbirimiz ciddi bir adaptasyon sorunu yaşayacağımızı düşünmedik yola çıkarken. Ve çoğumuz da ciddi sorunlar yaşamadık. Ama aslında inceden inceden bir diş ağrısı gibi çekilmez küçük sorunlar alıkoyuyor bizi bir şeylere uymaktan, hayatımızda bir uyum yakalamaktan.

İzmir'deki, İstanbul'daki hayatımın Barselona'dakinden ne farkı var? Görünürde hiç. Evet, ailem burada değil; çok sevdiğim dostlarımın önemli bir kısmı İstanbul'da; sokağa çıkıyorsun dil başka -gerçi artık sokakta da sık sık Türkçe duyar olduk-; markete gidiyorsun yiyecekler bir değişik ve saire... Ama burada da sevdiklerim var; burada da gülüp eğleniyor insan, bir malzemenin yerine başkasını koymayı öğreniyor; ve de ne yabancı dille ilgili bir sorunum ne de yer değiştirmişliğin doğurabileceği maddi sıkıntılarım yok.

Nedir o zaman derdim?

Derdim 'avrupai'lik. Medeniyet dişim ağrıyor. Bir 'ne olduğunu bilmeden yetişmişlik' hissi var içimde. Bir 'yanlış paketlenmişlik'. Avrupalı olmak değil derdim. De... O yöndeki şartlandırılmışlığım ve o şartlandırmanın boşluğunun farkına varmışlığım kavga ediyorlar içimde.

Ama bana bu yazıyı yazdırtan esas sıkıntı, benim şu bir önceki paragraftaki derdimle bağdaştırdığım başka bir dert aslında: yıllarca bir uca o kadar uzandık, o kadar uzandık ki; bir an elimiz kayıp da tutunamayınca diğer uca çarptık güm diye sanki. Bir ortası yok mudur bunun? Şart mıdır itiş-kakışta harap olması benim ülkemin? Sargılı, yamalı, değnekli, derme-çatma mı olacak bizim her işimiz?

Aslında ben şu fikre varmak istiyorum: -en azından benim- yurtdışına uyumda bir sorunum varsa o da arkada bıraktığımı sandığım ülkenin aslında belki de hiç var olmadığını fark etmişliğin verdiği paniktir. Patır patır dökülmekte bir köprünün üstünde koşmakta gibi hissediyorum kendimi. Geçmiş her adımım çoktan suya karışmış gibi.

Özentilik, elitistlik, pesimistlik, hainlik deyin... Sizi karalar bağlamıyor mu başlığı hariç neresi yalan, neresi eksik, neresi fazla bilemediğiniz haberleri okudukça?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder